Ana Sayfa » Gündem » Amasya'dan 15 ülkeye ihracat başarısı! Çıraklıkla başlayan girişimcinin hikayesi

Amasya'dan 15 ülkeye ihracat başarısı! Çıraklıkla başlayan girişimcinin hikayesi

Amasya'nın Merzifon ilçesinde yaşayan iş adamı İsa Gül, çocuk yaşta çırak olarak başladığı iş hayatına, 110 kişinin çalıştığı ve 15 ülkeye ihracat yapan bir fabrikanın sahibi olarak devam ediyor.

 
25 Mart 2019 Pazartesi 13:05
Okunma: 121
Yorum YapYazdır
 
Amasya'dan 15 ülkeye ihracat başarısı! Çıraklıkla başlayan girişimcinin hikayesi

İş hayatına henüz 15 yaşındayken Samsun'da bir torna atölyesinde çırak olarak başlayan 62 yaşındaki iş adamı Gül, yıllarca bu işi sürdürdü. Askerden geldikten sonra bir fabrikada işçi olarak çalışmaya başlayan Gül, daha sonra hayalini kurduğu torna atölyesini açtı.

Zamanla işini büyüten ve Merzifon Organize Sanayi Bölgesi'nde bir kalıp fabrikası açan Gül, bugün hava yastığı, valf ve sulama ekipmanları başta olmak üzere ürettiği 500 kalem ürünü, Amerika, Almanya, Hindistan, Meksika ve Fransa'nın da aralarında bulunduğu 15 ülkeye ihraç eden bir fabrikanın patronu oldu.

Yıllık 10 milyon dolarlık ihracat yaparak ülke ekonomisine katkı sağlayan Gül, 9 bin metrekare kapalı alana sahip fabrikasında 110 işçiye istihdam sağlıyor.

Makine mühendisi olan oğlu Hasan Gül ile birlikte işleri yürüten, evli ve 3 çocuk babası İsa Gül, yaptığı açıklamada, en büyük hayalinin bir torna atölyesi açmak olduğunu söyledi.

AA İş hayatına henüz 15 yaşındayken Samsun'da bir torna atölyesinde çırak olarak başlayan 62 yaşındaki iş adamı Gül, şimdi 15 ülkeye ihracat yapan fabrikanın sahibi.

"İŞ HAYATIMDA SAAT KAVRAMI YOK"

Çıraklığa başladıktan sonra çalışma azmi ve öğrenme isteğiyle bir yıl sonra usta olduğunu anlatan Gül, şöyle konuştu:

"İşçi olduğum dönemde çok sıkıntı çektim, ancak çalışmaktan hiç bıkmadım. Maaşlarımızı, emeğimizin karşılığını alamadık çoğu zaman ancak kesinlikle işimi ve mesleğimi terketmedim. İş hayatımda kesinlikle saat kavramı yoktur. Şu anda eğer işim yoksa, pazar günleri bile fabrikama gelirim, dolaşırım, işçilerime yardım ederim. Bir iş yeri kurma hayalimin sebebi sanatıma çok güvenmemdi, en büyük hayalim bir torna tezgahı alıp, atölye açmaktı."

REKLAM

AA İsa Gül, bugün hava yastığı, valf ve sulama ekipmanları başta olmak üzere ürettiği 500 kalem ürünü, Amerika, Almanya, Hindistan, Meksika ve Fransa'nın da aralarında bulunduğu 15 ülkeye ihraç eden bir fabrikanın patronu oldu.

"ÜRÜNLERİMİZİN YÜZDE 60'INI İHRAÇ EDİYORUZ"

Çıraklık yaptığı günlerin heyecanını halen hissettiğini belirten Gül, şöyle devam etti:

"Şu an ihracat yapan bir fabrikamız var. Ürettiğimiz ürünlerin yüzde 60'ını 15 ülkeye ihraç ediyoruz, milli ekonomiye katkı sağlıyoruz. İşçilerle ilişkim, baba ve oğul, baba ve kız gibidir. İşçilerim ağlarsa ağlarım, gülerse gülerim, hep memnun olmalarını isterim. Bana göre işçinin kötüsü olmaz, biz de işçilikten geldik. İşimize yaramasa bile çıkarmak istemeyiz, çıkarmak için günlerce düşünürüz, 'Bizden çıktığında ne yapacak' diye düşünürüz. Bugüne kadar işçi çıkarmadım, inşallah bu günden sonra da Allah bana işçi çıkarmayı nasip etmez."

İşçilerden Cemile Topal ise 7 yıldır aynı fabrikada çalıştığını belirterek, "Kendi ayaklarım üzerinde duruyorum. Patronumuzdan çok memnunuz, o da işçilikten geldiği için bize iyi davranıyor. Bizim halimizden anladığı için çok seviyoruz kendisini, birlik ve beraberlik içinde çalışıyoruz." diye konuştu.

FOTOĞRAF 18 Doğal yumurta hedefiyle çiftliğini kuran ve okuduğu bir haberden sonra verimi artırmak amacıyla hayvanlarına her gün besteci Wolfgang Amadeus Mozart'ın eserlerini dinleten 22 yaşındaki girişimcinin sattığı yumurtalar, kentte talep görüyor. Çiftlik sahibi Özgür Adıyaman, 2,5 yıl önce Dokuz Eylül Üniversitesi İzmir Meslek Yüksekokulu Elektrik Programı'ndan mezun olduğunu ve iş arayışına girdiğini, bulamayınca da kendi işini kurmaya karar verdiğini anlattı. Doğayı ve hayvanları çok sevdiğini söyleyen Adıyaman, şöyle devam etti: Ne yapabilirim, diye düşündüm. Son zamanlarda her şey doğallığını yitirdi. Doğallık arayışa girince benim aklıma yumurta geldi. Sonra tavuklarımızı temin ettik. Arsamızı ayarladık ve üretime başladık... 'Tepkiler nasıl olur' diye korkuyorduk ama insanların doğala yönelmesi sayesinde bizim yumurtalarımız da tutuldu. Şu an işlerimiz iyi, vatandaşlar doğal ortamımızı gördüğü için yumurtalarımıza talep gösteriyor. Doğayı ve hayvanları çok sevdiğini söyleyen Adıyaman, şöyle devam etti: 'Tepkiler nasıl olur' diye korkuyorduk ama insanların doğala yönelmesi sayesinde bizim yumurtalarımız da tutuldu. Şu an işlerimiz iyi, vatandaşlar doğal ortamımızı gördüğü için yumurtalarımıza talep gösteriyor. Çiftliğinde hayvanlarına klasik müzik dinlettiğini belirten Adıyaman, şöyle devam etti: Yumurta yemi kullanmıyoruz, tavuklara doğal besinler veriyoruz. Doğal ortamda özgürce geziyorlar ve tavuklarıma her gün Mozart dinletiyorum. Bu fikir de aklıma okuduğum bir haberden sonra geldi... Süt ineklerine klasik müzik dinletildiğini ve bunun süt verimini ciddi anlamda artırdığını okudum. Biraz araştırma sonrasında ben de yapmaya karar verdim. 'Tavuklarda da işe yarar mı acaba' diye düşündüm. Sonuçta müzik ruhun gıdasıdır. Tavuklar akşamları tüneklere çıkıyor ve kısık bir ışık veriyoruz. Gün içinde çok fazla gezdikleri için dinlenmeleri gerekiyor. Akşamları başta Mozart olmak üzere yaklaşık 2 saat klasik müzik dinletiyoruz... Güneşli günlerde dışarıda yemlerken de klasik müzik açıyoruz. Tavuklar sabah yumurtluyor ve müzik dinledikleri daha sağlıklı, verimli yumurtladıklarını düşünüyorum.'' Adıyaman, satışları sosyal medya hesabı üzerinden aldığı siparişlerle yaptığını, şehir içi her yere teslimat yaptıklarını aktardı. Çiftlikte de satış yaptıklarını belirten Adıyaman, yumurtaların 30'lu kolisini çiftliğe gelindiğinde 25 liraya, teslimatı kendileri yaptıkları takdirde ise 30 liraya sattıklarını ifade etti. Adıyaman, çiftlikte yaklaşık bin 200 tavuk olduğunu belirterek, Günde 800-900 yumurta alıyoruz. Açıkçası bu da bize yetmiyor çünkü talep çok. Taleplere yetişebilmek için yakın zamanda kapasitemizi artırmayı düşünüyoruz. ifadelerini kullandı. OLUMLU ETKİSİNİN OLDUĞU SÖYLENEBİLİR: Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Zootekni ve Hayvan Besleme Bölüm BaşkanıProf. Dr. Mehmet Mustafa Oğan, bilimsel olmayan ancak müziğin tavuklar üzerindeki olumlu etkilerinden bahseden bildirimler bulunduğunu ancak müziğin tavuklar üzerinde verimlere yansıyabilecek olumlu etkilerinin olduğu konusunun netlik kazanmadığını ifade etti. Oğan, müziğin bıldırcınlarda yumurta verimi, canlı ağırlık artışı, yemden yararlanma gibi parametreleri olumlu yönde etkilediğini bildiren daha fazla bilimsel kaynak bulunduğunu vurguladı. Oğan Genel olarak çiftlik hayvanlarında verimler hava sıcaklığı, nem, besleme, yem kalitesi, bakıcı, yaş, ırk gibi pek çok faktörden etkilenmektedir. Bu nedenle müziğin verimlere doğrudan tek başına etkisi belirgin olmasa da hayvanlarda genel stres düzeyini azaltarak olumlu etkisinin olduğu söylenebilir. dedi. Tavuklarına 'Mozart' dinleten girişimci yumurta taleplerinden memnun Tavuklarına 'Mozart' dinleten girişimci yumurta taleplerinden memnun Tavuklarına 'Mozart' dinleten girişimci yumurta taleplerinden memnun Tavuklarına "Mozart" dinleten girişimci yumurta taleplerinden memnun Bursa'da Uludağ eteklerinde tavuk çiftliği kuran Özgür Adıyaman, gezen tavuklarına her gün Mozart'ın eserleri başta olmak üzere klasik müzik dinletiyor. {{ entity.comments.quantity }} YORUM BİR YORUM YAZIN PID2.render('pid#reaction-template-2033778'); PID2.render('pid#comment-count-2033778'); BiP'te paylaş Whatsapp'ta paylaş Pinterest'te paylaş Flipboard'da paylaş E-posta gönder

FOTOĞRAF 14 Afyonkarahisar'da 11 yıl Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığının (KOSGEB) proje desteklerinden yararlanacaklara danışmanlık yapan Resul Sündük, girişimcilere örnek olmak için kurduğu tesiste 70 milyon solucanla sera ve meyve üreticilerine organik gübre üretiyor. Sündük, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Yapı Öğretmenliğini Bölümünden mezun olduktan sonra kurduğu firmasıyla 11 yıl KOSGEB desteklerine ilişkin birçok girişimciye proje danışmanlığını yaptığını söyledi. Danışmanlık hizmeti verdiği girişimciler adına solucan gübresi üretim tesisi üzerine araştırma yaparken, bu alanda yatırım yaparak örnek olmaya karar verdiğini anlatan Sündük, şöyle konuştu: Girişimciler bize gelip 'solucan gübresi nasıl yapılır, nasıl satılır, içerisinde ne olmalıdır, izinler nasıl olmalı, bu işin teşviki ve desteği var mı' gibi çeşitli sorular soruyorlardı... ...İlk sorular geldiğinde 'solucan küçücük, bunun gübresi ne olur' diye bakıyordum ancak araştırmalarım neticesinde önemli bir yatırım alanı olduğunu hatta bu konuda devlet desteğinin bulunduğunu öğrenince fikrim değişti. Yaklaşık 3 yıl önce araştırmaya başladığımız bu sektörün 8 aydır içerisindeyiz. BÜTÜN GİRİŞİMCİLERE TAVSİYE EDİYORUZ: Sündük, sektörün Türkiye'de 11-12 yıllık bir geçmişinin olduğunu belirterek, küçük bir bütçeyle kendi imkanlarıyla kurdukları tesiste yaklaşık 70 milyon solucanla gübre üretimi yaptıklarını aktardı. Türkiye'de organik gübre üretiminde en çok Kırmızı Kaliforniya solucanının kullanıldığına işaret eden Sündük, Bu hayvanlar çok çalışkan. Gece gündüz çalışarak hem gübre hem de yavru üreten çok güzel varlıklar. Biz, birçok girişimciye hizmet verirken bu sektörle çok geç tanıştık. Bu işi yapmaktan çok mutluyuz. Bütün girişimcilere tavsiye ediyoruz. diye konuştu. KİMYASAL GÜBREYE GÖRE ÇOK UCUZ: Solucanların doğada toprağı düzenleyici bir özelliğe sahip olduğuna dikkati çeken Sündük, sözlerini şöyle sürdürdü: Besin olarak hayvansal atıkları kullanıyorlar. Ortaya çok kaliteli, potasyum, kalsiyum ve humus değeri yüksek organik gübre çıkıyor. Bu gübreyi daha çok seracılar ve meyve üreticileri kullanıyor. Sündük şöyle devam etti: Kullanılan arazilerde verim artışının yanı sıra erken yetiştirme ve toprağın su tutma süresini uzatıyor. Kimyasal gübreye göre daha ucuz hem de yetiştirilen ürünler organik olduğu için fiyatı biraz daha farklı. Sündük, bilgi ve tecrübelerini diğer girişimcilerle paylaştıklarını vurgulayarak, şöyle devam etti: Afyonkarahisar'da 500 sebze ve meyve üreticisine eğitimler verdik. Girişimci adayları kendi işlerini kurarken solucanı tanımış oldu. Çiftçilerimiz solucan gübresini tarlada nasıl kullanacaklarını öğrendi ve arazilerinde kullanmaya başladı. Çok zahmet isteyen bir iş değil hatta bazı girişimciler bunu ek iş olarak yapabilir. YILLIK ÜRETİMİMİZ 300 TON CİVARINDA: Tesisin il genelinde bu alandaki en büyük işletme olduğunu dile getiren Sündük, şunları kaydetti: Sektör, Türkiye'de ihtiyacın ancak yüzde 5'ini karşılayabiliyor. Kendi üretimimize çok rahatlıkla pazar bulabiliyoruz. Üretimimiz Afyonkarahisar'a bile yetmiyor. Yurt dışından Mısır, Almanya, Libya, Kuveyt ve bazı Asya ülkelerinden çok fazla talep geliyor ancak yurt dışına ihraç edecek kadar üretimimiz henüz yok. Yıllık üretimimiz 300 ton civarında. Çok sayıda girişimci bu sektöre girerse bu talebe cevap verilebilir. Girişimcilere örnek olmak için 'solucan gübresi' tesisi kurdu Girişimcilere örnek olmak için 'solucan gübresi' tesisi kurdu Girişimcilere örnek olmak için 'solucan gübresi' tesisi kurdu Girişimcilere örnek olmak için 'solucan gübresi' tesisi kurdu Girişimcilere örnek olmak için 'solucan gübresi' tesisi kurdu Afyonkarahisar'da 11 yıl KOSGEB'in proje desteklerinden yararlanacaklara danışmanlık yapan Resul Sündük, girişimcilere örnek olmak için kurduğu tesiste 70 milyon solucanla sera ve meyve üreticilerine organik gübre üretiyor. Girişimci Sündük "Kendi üretimimize çok rahatlıkla pazar bulabiliyoruz. Üretimimiz Afyonkarahisar'a bile yetmiyor. Yurt dışından Mısır, Almanya, Libya, Kuveyt ve bazı Asya ülkelerinden çok fazla talep geliyor ancak yurt dışına ihraç edecek kadar üretimimiz henüz yok" dedi. {{ entity.comments.quantity }} YORUM BİR YORUM YAZIN PID2.render('pid#reaction-template-2033617'); PID2.render('pid#comment-count-2033617'); BiP'te paylaş Whatsapp'ta paylaş Pinterest'te paylaş Flipboard'da paylaş E-posta gönder

FOTOĞRAF 10 Çinli Ying ile Bingöllü Aydın Sarı, 24 yıl önce Moskova Devlet Sosyoloji Üniversitesi'nde tanıştı. Gazetecilik bölümünde olan Ying ile psikoloji bölümünde öğrenim gören Aydın Sarı, 1996'da evlendi. Düğünden sonra Bingöl'e yerleşen Ying, çalışmak için çeşitli girişimlerde bulundu, kendisine uygun iş bulamadığı için bu hayalini gerçekleştiremedi. Ying Sarı, 1 yıl önce KOSGEB öncülüğünce açılan girişimcilik kursunu başarıyla tamamlayarak belge aldı. Eşiyle KOSGEB'e başvuran Ying Sarı, güneş enerjisi panelleri üretmek amacıyla 50 bin lira hibe desteği aldı ve kendi işini kurdu. Çinli gelin Ying Sarı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, artık kendini Bingöllü hissettiğini ve Bingöl'ü çok sevdiğini söyledi. Hayatı boyunca çalışmak istediğini ifade eden Ying Sarı, Çocuklarım küçük olduğu için çalışamıyordum. Artık çocukların bana ihtiyacı olmadığı için tekrar bir şeyler yapmaya çalıştım. KOSGEB'den 50 bin lira destek aldık, bu iş yerini açtık. dedi. Ying sarı, sabah eşiyle iş yerine geldiğini ve güneş enerjisini elektrik enerjisine çeviren sistemin montajını yaptıklarını belirterek, Bingöl küçük ve sakin bir şehir, tabi ki büyük şehirde yaşamak için sosyal hayat çok güzel. 22 yıldır burada yaşıyorum. Hiçbir sıkıntı yok. Burada insanlar çok sıcak. diye konuştu. Her konuda eşine destek olan Aydın Sarı da Güneş ve rüzgar enerjisini elektrik enerjisine dönüştüren sistemler üzerine çalışıyoruz. Şu anda sadece kendimizi istihdam ediyoruz. Hedefimiz, işimizi geliştirerek, 25-30 kişiyi istihdam etmek. diye konuştu. Çinli gelin devlet desteğiyle girişimci oldu Çinli gelin devlet desteğiyle girişimci oldu Çinli gelin devlet desteğiyle girişimci oldu Moskova'da tanıştığı Aydın Sarı ile evlenerek Bingöl'e yerleşen Çinli Ying Sarı, KOSGEB'den aldığı 50 bin liralık hibe destekle güneş enerjisi panelleri üretiyor. Ying Sarı "Hayatım boyunca çalışmak istedim. Çocuklarım küçük olduğu için çalışamıyordum. Artık çocukların bana ihtiyacı olmadığı için tekrar bir şeyler yapmaya çalıştım" dedi. {{ entity.comments.quantity }} YORUM BİR YORUM YAZIN PID2.render('pid#reaction-template-2033358'); PID2.render('pid#comment-count-2033358'); BiP'te paylaş Whatsapp'ta paylaş Pinterest'te paylaş Flipboard'da paylaş E-posta gönder



Kaynak: Yeni Şafak
 
25 Mart 2019 Pazartesi 13:05
Okunma: 121
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:09
  • Güneş05:51
  • Öğlen12:48
  • İkindi16:31
  • Akşam19:26
  • Yatsı20:56
 
Anket
Haber sitemiz yenilendi.
Haber sitemiz nasıl buldunuz
çok iyi
Normal
çok kötü
idare eder
 
Tarihte Bugün
1792 - Fransa, Avusturya'ya savaş ilan etti.
1841 - İlk dedektif romanı 'Morg Sokağı Cinayeti' yayımlandı.
1862 - İlk pastörizasyon deneyi Louis Pasteur ve Claude Bernard tarafından gerçekleştirildi.
1902 - Marie Curie ve Pierre Curie, Paris'teki laboratuvarlarında radyoaktif radyum klorürü rafine etmeyi başardılar.
1924 - 1924 Anayasası yürürlüğe girdi.
1926 - Western Electric ve Warner Bros. şirketleri, filme ses eklemeyi mümkün kılan Vitaphone cihazını tanıttılar.
1933 - İstanbul'da Razgrad Olayları başladı.
1944 - Türkiye, Almanya'ya krom ihracatını durdurdu.
1953 - Yedi Türk askeri Kore'deki esir değişimiyle geri alındı.
1962 - Dolandırıcılığıyla ünlü Sülün Osman cezaevinde 'Alınteri ile Yaşamak' konulu konferans verdi.
1967 - Swiss Britannia şirketine ait bir yolcu uçağı Toronto'da düştü: 126 kişi öldü.
1968 - Güney Afrika havayollarına ait Boeing-707 tipi bir yolcu uçağı Windhoek şehrinden kalkışı esnasında düştü: 122 kişi öldü.
1970 - Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Richard Nixon, Vietnam'dan 150 bin kişilik bir Amerika Birleşik Devletleri gücünün daha geri çekileceğini açıkladı.
1972 - Apollo 16, Ay'a iniş yaptı.
1978 - Kore havayollarına ait Boeing-707 tipi bir yolcu uçağı Sovyet savaş uçakları tarafından Murmansk yakınlarındaki donmuş bir göle inmeye zorlandı. İki yolcu öldü. 107 yolcu sağ kurtuldu.
1986 - Piyanist Vladimir Horowitz, 61 yıldan sonra anavatanı olan Rusya'da tekrar konser verdi.
1998 - Air France şirketine ait Boeing 727-200 tipi bir yolcu uçağı Bogota'dan (Kolombiya) kalktıktan sonra Cerro El Cable dağlarına çarparak düştü: 53 kişi öldü.
1999 - Columbine Lisesi katliamı: Lisenin Eric Harris ve Dylan Klebold isimli öğrencileri 13 kişiyi öldürdü, 24 kişiyi yaraladı ve sonra da intihar ettiler.
2005 - Turgut Özakman'ın, Kurtuluş Savaşı'nı bir roman kurgusu içinde anlatan 'Şu Çılgın Türkler' kitabı yayımlandı.
2006 - Han Myeong-sook, Güney Kore'nin ilk kadın başbakanı olarak göreve başladı.
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık